Sen Söyle

Canan Tolon’un İstanbul Modern tarafından düzenlenen “Sen Söyle” adlı sergisi 6 Eylül 2019 tarihi itibariyle sanatseverler ile buluştu. “Sen Söyle”, çalışmalarında “bozulmuş doğa”yı eleştiren Tolon’un en kapsamlı sergisi olma niteliğini taşıyor. Sergide yer alan fotoğraf, yerleştirme ve çizim gibi farklı teknikler; Canan Tolon’un 1980’lerden beri süregelen sanatsal birikimini gözler önüne seriyor. Sergi, Tolon’un en ikonik sanat eserlerini bir araya getirirken Tolon’un zamanla gelişen ve sanat anlayışını gözler önüne seriyor. Eserlerde soyut bir anlatım yakalanmış olması da dikkat çekiyor.

Sergiden bir kare.

Tolon, serginin başlığını “Sen Söyle” koyarken sözün sadece onda olmadığını, öykülemeyi izleyiciye bıraktığını, başkalarının sözlerine de kulak verdiğini vurgulamak istediğini dile getiriyor. Müzenin iki katına yayılan sergi, kendi içinde bir geçmiş ve şimdiki zaman ilişkisi kurgulanacak şekilde düzenlenmiş. Sürekli olarak kendini yenileyen doğa ve insanların büyük bir girişimi olan mimarlığın birbiri üzerindeki etkisi ve çatışmaları, serginin temelini oluşturuyor.

TRT World’ün sergi tanıtım videosu.

Ortaya çıkan çelişki, sanatseverler için adeta bir simülasyon oluştururken “fotoğraf mı resim mi” sorusunu akıllardan eksik etmiyor. Eserlerde doğal malzemelerin kullanılması, sonsuzluğa uzanan ve terk edilmiş manzaralar kullanılarak kompozisyon oluşturması; kaos, belirsizlik ve dehşet gibi duyguları ortaya çıkarıyor. Doğa, insan, mimarlık ve kültür arasındaki ilişkiyi farklı bir bakış açısı ile yorumlayan Canan Tolon’un “Sen Söyle” adlı sergisi görülmeye değer nitelikte. Sergi, 20 Şubat 2020 tarihine kadar İstanbul Modern’de sanatseverlere açık olacak.

Detaylı bilgi için: https://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/guncel-sergiler/canan-tolon-sen-soyle_2326.html

Saat Kaç?

9 Şubat 2020’ye kadar gezilebilecek sergilerden biri olan “Saat Kaç?” ziyaretçilere güzel bir deneyim katacaktır. Emre Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde düzenlenen “Saat Kaç?” Arter’in 3. ve 4. katlarında sergilenmekte. 34 sanatçının 44 eserini bir araya topladı. Zaman, mekan ve bellek kavramlarını yorumlayan sanatçılar çağdaş & modern sanata önemli yapıtlar katıyor. 

Sergide; Karşı Müzik, Unplugged Serisi, Fransız Saati Televizyonu, Dışarı çıkmadık, çünkü hep dışarıdaydık/İçeri girmedik, çünkü hep içerideydik, Karanlığın İçinden İmgeler gibi yakın zamanda yapılmış sanat eserleri bulunuyor. Görenlere ve inceleyenlere yeni kapılar açan yapıtlar; resim, heykel, film formatlarında yoğunlaşmış. Yer, zaman ve belleği ele alan eserler nihilist ve şüpheci bir bakışla yansıtılıyor. Sergide sanatçıların düşünce ve duygularıyla başlangıç ve sonların birleşmiş olduğu, amaçsızlığın amacı, mekanın kırılması, sonsuz zaman döngüsü, aynılaşan toplumdan dışlanma, kamulaştırma gibi içerikli eserler bulunuyor. Sergilenen eserler bir bütün oluşturmakta ve temanın üzerinde birbirlerini tamamlamakta. 

“Saat Kaç?” Türk ve dünya çağdaş, modern sanat eserlerini bulundurmakla beraber insanları düşünmeye iten, kaçırılmaması gereken bir sergi. “Saat Kaç?” ziyaretçilerinin zaman, mekan ve bellek algılarının sınırlarını zorlayarak onları alışılmışın dışına; soyut bir evrene götürüyor.

16. İstanbul Bienali

14 Eylül – 10 Kasım tarihleri arasında düzenlenen ve sanatseverlere kaçırılmaz bir deneyim sunan İstanbul Bienali, bu yıl Yedinci Kıta teması üzerine gerçekleşiyor. 25 farklı ülkeden 56 sanatçının eserlerinin yer aldığı bienal, Yedinci Kıta’ya yani plastik bardak, poşet gibi atıklardan oluşan 3.4 milyon kilometrekare genişliğindeki ada üzerine dikkat toplamak ve farkındalık yaratmak için önemli bir platform oluşturuyor.

Yedinci Kıta, çevre temasının farklı yorumlarını bir noktada birleştirmek ile beraber insan teması üzerinde de duruyor. Çevreye verilen zarar, insanın doğaya etkisi, farklı kültürler, insan doğası, insan tanımı gibi konular ele alınıyor. Pera Müzesi geçmişe dönük resimler ve heykeller sergilerken MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi çağdaş sanat eserleri ile Bienal’e özel üretilen eserler sergilemekte. Bunun yanında labirenti andıran, oklarla yön gösteren ve odalardan oluşan bir yapıya sahip.

Sanatçıların günümüzdeki ekolojik ve sosyal sorunlar üzerine düşüncelerini yansıtan eserler ziyaretçilere yeni bakış açıları kazandırıyor.

Abrakadabra

Halil Altındere’nin “Abrakadabra” sergisi 11 Eylül 2019 tarihinde Yapı Kredi Kültür Sanat Binası’ndasanatseverlerle buluştu. Serginin küratörlerinden biri ve hatta sergi kataloğunun yazarlarından Honu Hanru da konuşma yapacak. Yapı Kredi 75. yaşını kutlarken “75. Yıl Sergileri” adı altında birçok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Abrakadabra 3 Kasım’a kadar devam edecek. Sergiyle eş zamanlı olarak da dünyaca ünlü küratörler ve yazarların Abrakadabra’ya özel olarak yazdıkları yazıları içeren bir sergi kitabı da yayımlanacak.

Halil Altındere.

Abrakadabra’nın sanatçısı bir sihirbaz, eserleriyse sihir malzemeleri olarak karşımıza çıkıyor. Sahnesiyse sergi alanı oluyor. Altındere son dönemde ortaya çıkardığı üç boyutlu bütün işleri ziyaretçilerine sunuyor. Sergi, Altındere’nin bronz işlerini, enstalasyon çalışmalarını ve hiper-realistik heykellerini bir araya getirirken hayal dünyası ve gündelik yaşamın gerçekliği arasındaki sınırın gücünü sorgulayan birçok eserden oluşuyor. Aynı zamanda sergi boyunca ünlü sihirbaz “QB”, Kubilay Tunçer, çeşitli tarihlerde hem yetişkinlere, hem de çocuklara özel olarak sergi salonunda performanslar ve sanat-sihir bağlantısıyla ilgili söyleşiler gerçekleştirecek.

TRT World’ün Abrakadabra sergi tanıtımı.

Altındere Abrakadabra’yla ilgili yaratıcılık ve absürdün bir arada bulunduğu sokak ve popüler kültürün bir arada bulunduğunu anlatıyor. Sergiyi gezen herkesin, sergi içindeki eserlerde kendinden bir parça bulacağına inanan sanatçı gündelik hayatın içinde sıradan görünen bir nesne, normal bir durum ya da bizim için olağanlaşmış durum ve nesnelerin aslında oldukça ilginç olabileceğini savunuyor. “İşte bu sergide kimi sıradan nesnelere, durumlara küçük müdahalelerde bulundum ve abrakadabra! Bu sıradan nesneler artık sıra dışı.

Abrakadabra sergisinden.

Altındere bir röportajında balmumunun aslında yapısı gereği çok pahalı bir malzeme olduğunu, bu yüzden balmumu heykellerin de aslında hep ünlü ve tanınmış isimler için yapıldığını anlatıyor. Bu sergide balmumu heykellerle sokakta her gün görebileceğiniz tiplemelerin olmasının sebebi de meşhur sözcüğünün anlamını değiştirme çabaları. Altındere genel olarak çok rahat ve kolay bir şekide anlaşılan bir sanatçı olarak görülüyor ve bu durumdan da gayet mutlu olduğunu belirtiyor. Amaçlarından birinin de aslında bu olduğunu söylüyor.

Her sergisinde kıyıdan köşeden görülen mizahın aslında insanların en önemli silahlarından biri olduğunu öne sürüyor çünkü mizahın günlük hayatımızda görmediğimiz şeyleri gözler önüne serdiğini ya da günlük hayatımızda gördüğümüz ama o kadar da önem vermediğimiz şeyleri daha dikkatle gözden geçirmemiz gerektiğini gösterdiğini düşünüyor.

Mutluluk Resimlerimiz

Nur Koçak’ın “Mutluluk Resimlerimiz” sergisi SALT Beyoğlu ve Galata’da!

   Nur Koçak’ın eserlerinden oluşan “Mutluluk Resimlerimiz” sergisi 3 Eylül ve 29 Aralık tarihleri arasında gezilebilecek güzel sergiler arasında yer alıyor. Eğitimi sırasında yaptığı desenleri SALT Galata’da, Vitrinler(1989-2019) serisinden bir seçki ile birlikte Mutluluk Resimlerimiz(1981) serisini ise Beyoğlu’da sergilenmekte. İki sergi de gezildiğinde fotogerçekçilik akımının Türkiye’deki temsilcilerinden olan Nur Koçak’ın üslubunun ve eserlerine yaklaşımının nasıl geliştiğini gözlemlemek mümkün. 

SALT Beyoğlu’nun giriş katında bulunan Vitrinler seçkisi İstanbul’un sokaklarındaki dükkan vitrinlerinden fotoğraflar içermektedir. Koçak sosyal normları içerisinde “mahrem” ve “saklı” olarak görülen nesnelerin nasıl vitrinlerde sergilendiğini göstererek kadın üzerindeki bitmek bilmez nesneleştirme ve kimliksizleştirmeyi eleştirir. Fotoğraflar dantelli iç çamaşırlarından boncuklarla bezenmiş türlü eşyalara kadar satış amacı kadınların karşı cinse kendini elde ettirmesi olan birçok malzeme içermektedir. 

Serginin ikinci katında ise Koçak’ın ailesinin resimlemelerinden, gençlik anılarına ve toplumsal bir gerçeklik olarak mutluluğu teşvik eden sahnelere yer verilen Mutluluk Resimlerimiz serisi yer alıyor. Nur Koçak stüdyoda çekilmiş aile fotoğraflarından oluşan Aile Albümü(1979-2012)’nde ailesini ideal bir cumhuriyet ailesi olarak resmetmiştir: subay olan babası üniforması ile ailenin toplumdaki yerini, fedakâr anne devamlılığı ve devamlılık için verilen desteği, güzel kıyafetli kız çocukları ise gelecek için olan umudu simgelemektedir. Serinin büyük bir bölümü Koçak’ın 1970’lerle başlayarak ilgilendiği kartpostaya müdahale edilerek yapılan posta sanatından eserlerinden oluşuyor. Yeni askerlerin ve çiftlerin fotoğraflarını içeren kartpostallar iki tarafı da gözükecek şekilde tavandan asılı camlar arasında sergileniyor. 

    Üçüncü katta ise Koçak’ın devlet bursu ile Paris’te eğitimini devam ettirirken kadın dergilerinde gözlemlediği imge ve unsurlardan oluşan Fetiş Nesneler (1974-1988) ve Nesne Kadınlar(1975-1979) serileri yer alıyor. Nur Koçak, dergilerde yer alan cila, parfüm ve ruj reklam resimlerini dev tuvallerde resmederek ticarileşmiş anlamlarından ayrıştırmış. Koçak, sergideki eserlerin bir kısmında reklam yüzü olarak fotoğraflanan anonim kadınların renkli mayolarını, bikinilerini ve iç çamaşırlarını kadınların yüzleri gözükmeyecek şekilde resmetmiş. Aynı zamanda Hollywood ve Türk sinemasında “arzu edilen kadın” rolünü taşıyan aktrisleri de resmeden Koçak’ın resmettiği kadınlar arasında Türk sinemasının ilk kadın yıldızı, yapımcı ve yönetmen Cahide Sonku da yer alıyor.  


Öz/çeviri-m (Self/trans-lation)

Akbank Sanat, 10 Eylül – 31 Ekim 2019 tarihleri arasında Hint çağdaş sanatçı Sudarshan Shetty’nin Öz/çeviri-m (Self/trans-lation) adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergide iki farklı malzemenin birleşmesi sonucu iki farklı gerçeğin ve kültürün uzlaşması madde, zaman ve bellek üçlüsündeki kırılmalar ve onarımlar üzerinden ele alınıyor. Sanat eleştirmeni Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi yerleştirmeler (enstalasyon), heykeller, kısa ve orta metraj filmlerinden oluşmakta.

Serginin küratörü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman.

Hasan Bülent Kahraman’ın tasviriyle “çok katmanlı” bir kültürden gelen Shetty, günümüz problemlerinden biri olan “dönüşüm”ü kültürel bağlamda ele alıyor. Çoğu isimsiz bırakılmış olan bu eserler, çeşitli kültürlerin ve farklılıkların bir araya gelerek kaynaşmasını  yansıtıyor. Farklı maddelerin kaynaşarak oluşturduğu yeni kültürel dokuların üretiminde kültürlerin dönüşümünün önemli bir rol oynadığı vurgulanmış.

Sudarshan Shetty’nin eserlerinden.

Kültür insandır ve kendi kendine oluşsa dahi insan algısıyla sabitleşir. Bu noktada kültürlerin dönüşümü aynı zamanda insanın da dönüşümüdür. Başka bir deyişle asıl dönüşen ve dönüştüren varlık insandır. Özü dönüşmüş olan insan çevrime uğramaktadır. Bu anlayıştan yola çıkan Shetty, insanın var oluşuna göndermeler yapıyor.

Sudarshan Shetty.

Shetty’nin eserleri, orijinal hâllerinden dönüşüm sonucunda uzaklaşmalarına rağmen kendi özlerini içlerinde hâlâ barındırıyor.

Serginin küratörü Hasan Bülent Kahraman’ın Sudarshan Shetty üzerine konuşması.