Selçuk Yılmaz İle Röportaj

Selçuk Yılmaz Kimdir?

1969 Elazığ’da doğdu. 1990 Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi oldu. 1994 Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans, 1999’da Sanatta Yeterlik eğitimini tamamladı. Yurtiçinde 4 kişisel heykel sergisi, 25’i uluslararası olan 28 heykel sempozyumu, yurtdışında ve yurtiçinde çok sayıda karma ve grup sergilere katıldı. 13 ödül aldı. Kamu ve özel koleksiyonlarda, çeşitli müzelerde eserleri bulunan sanatçı halen, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Çalışmalarını Eskişehir’deki atölyesinde sürdüren sanatçı Heykeltıraşlar Derneği üyesidir.

Yağmur Uyanmış: Eserlerinizde daha çok hayvan figürü üzerinde durmanızın nedeni nedir?

Selçuk Yılmaz: Hayvan figürü daha çok bir simge olarak yer almakta heykellerimde. Aslında bir tür insana özgü değerlerin ve duygu durumlarının hayvan figürü üzerinden yansıtılması diyebilirim. Bunu hayvanlara ve doğaya olan ilgim ve heykellerimin temasını güçlendirdiği için kullanıyorum. Birçok sanat yapıtına konu olan Mitolojik hikayelerde her varlık bir duyguyu veya olguyu gerçeküstü bir dille anlatır. Örneğin heykellerime konu olan Simurg; hikaye biraz uzun ama özetle; efsanede Kaf dağının arkasında olduğu söylenen Simurg’u bulmak üzere yola çıkan bir kuş sürüsünden bahsedilir. Aslında buradaki yolculuk kuşların değil insanın kendisine yaptığı yolculuktur. Edebiyatta da “fabl” örneği, evrensel doğrular ve değerler üzerine yaşamdan alınmış hayvan ve bitki temsilleriyle oluşturulmuş öyküler. Çok ilginçtir ki, Fabl’ın ilk örneklerine Hititlerde rastlıyoruz. Hititler fablları taş tabletlere kazıyarak resmetmişlerdir.

Pegasus II, bronz, 46x42x28 cm 2007

YU: Heykel yapma süreciniz nasıl başlar? Bir heykelin yaratımı nasıl bir süreç izler?

SY: Her heykelim için aynı süreçten bahsedemem. Hangi amaçla yapıldığına, hangi mekanda yer alacağına ve konumuna bağlı olarak değişkenlik gösterir çünkü. Belli bir tema yok ise çoğunlukla zihnimi meşgul eden, etkilendiğim, merak ettiğim konularda düşünme ve o fikrin olgunlaştırılmasıyla süreç başlar. İmgelemimde kurguladığım biçimleri somut biçimlere dönüştürme süreci olan bazen bir eskiz, bazen bir maket, bazen de spontane bir biçimde çalışırım. Kullandığım malzeme türüne ve tekniğine bağlı olarak birbirinden farklı uygulama süreçlerini gerektirir. Şimdi bunları burada sıralamak mümkün olmayabilir. Eğer bir mekana özgü heykel yapılacaksa o mekanın fiziksel yapısı, tarihi, kültürü gibi pek çok veriyi düşünmek gerekir. Bu detayları düşünerek en etkili ve en doğru ifadeyi sunacak malzeme ve tekniği belirlemeye çalışırım. Tüm bu süreçte duygu ve duyarlılığın kaybedilmemesine özen gösteririm.

Tırıs, mermer+metal, 173x85x40 cm 1995

YU: Eserlerinizde yer verdiğiniz hayvanlar incelendiğinde kuş/güvercin öne çıkmaktadır. Bu hayvanın sizde çağrıştırdığı ve bu çağrıştırma sonucunda eserinize dökmenize sebebiyet veren bir anlam var mıdır?

SY: Aslında evet son dönemlerde kuş figürünü yoğun olarak kullanıyorum. Öncesinde at ve balık figürünü kullandığım çalışmalarım var. Benim için önemli olan hayvanın türünden çok onun çağrıştırdığı ve onunla özdeşleşmiş kavramlar; özgürlük, aydınlanma, hız, göç gibi kavramlar. Belki erken çocukluk dönemlerimden kalma hikayeler, efsaneler; bir Anka Kuşu mesela, Phoenix, Simurg, Zümrüt-ü Anka, Sirenk gibi isimlerle anılır. Küllerinden doğan, ölümsüzlük, spiritüel aydınlanma ve reenkarnasyon sembolü evrensel bir mit. Belki de doğayla olan iletişimim, doğayı ve insanı anlama merakım; hayvanlar, bitkiler, taşlar, gökyüzü ve doğadaki pek çok nesne.

mermer, 205x205x65 cm 2011

YU: Heykellerinizi metal kullanarak yapmanızın özel bir sebebi var mı? Farklı materyallerin kullanmayı da tercih eder misiniz?

SY: Hem var hem yok diyebilirim. Her malzemenin görsel ve fiziksel etkileri, olanakları ciddi farklılıklar gösterir. Bu nedenle heykellerimde en doğru ve etkili sonucu alabileceğim malzemeyi tercih ederim. Farklı materyalleri de yoğun olarak kullanıyorum aslında. Taş, bronz döküm, ahşap gibi. Ama bu dönem için en çok kullandığım malzemenin metal olduğunu söyleyebilirim. Metal kullanmayı seviyorum çünkü, sınırsız biçimlendirme yöntemleri ve ısıl işlem süreçleri malzemeyi gizemli ve çekici kılıyor. Ayrıca benim için önemli iki nedeni var; ekleme ve çıkarmaya uygun olması ve istenilen boyutlara ulaşılabilecek direnç ve kalıcılığa sahip oluşu. Bu kadar övgüden sonra sunu söylemek yerinde olacaktır. Günümüzde geleneksel heykel malzemeleri dışında aklınıza gelebilecek her şey heykelin malzemesi olabilir.

Simurg, Paslanmaz Çelik, Bazalt, 53x63x54 cm 2016,

YU: Metallerle çalışmanın en zor yanı nedir?

SY: Metaller kendi içerisinde oldukça farklı özelliklere sahiptir. Bunlardan sıklıkla heykelde kullanılan birkaçını sayacak olursak: Çelik, Paslanmaz çelik, Bakır, Bronz, Alüminyum. Zorluk malzemeden çok heykelin biçimi ve tekniğiyle ilişkili bir durumdur. Bronz döküm Lost Wax (yitik mum) tekniği mesela; tek bir aşamada sonuçlandırabileceğimiz bir şey değildir. Çok kısa anlatacak olursak, model oluşturma, zaman zaman taşıyıcı bir konstrüksiyonu da gerektirir. Yapılan modelin kalıbının alınması, alınan kalıptan mum model elde edilmesi, Mum modelin 1200 C ye dayanacak bir bronz döküm kalıbının oluşturulması, kalıp içerisindeki mum ve nemin tamamen uzaklaştırılacağı bir fırında pişirilme süreci… 1200 C de ergimiş bronzun kalıba dökümü, kalıbın kırılması, tesviye ve patina gibi karmaşık, bir uygulama süreci.

Paslanmaz Celik, 280x400x130 cm. 2008

YU: Heykel yapımında diğer sanat dallarından farklı olan nedir? Heykeltraşlıkta başarılı olmak için ne tür özelliklere sahip olmak gerekir?

SY: Öncelikle atölye ortamı; teknik ve malzeme çeşitliliğine bağlı çalışma koşulları sayılabilir. Kullandığınız malzemelere bağlı; ağırlık, ses, toz, koku, duman gibi zorlu uygulama süreci diyebilirim. Sonrasında da  taşınması ve sergilenmesi gibi zorlukların devam ettiğini söyleyebilirim.

Günümüzde başarılı olmak için birtakım özellikler sıralamak pek gerçekçi olmayabilir. Örneğin, el becerisi ve fiziki kuvvet önemli olsa da, yeterli değildir. Ancak bir avantaj sağlayabilir. Duygu, akıl, tutku, istek, çaba ve özgünlük önemlidir diye düşünüyorum.

YU: Eserlerinizin hakkettikleri değeri ve ilgiyi aldığını düşünüyor musunuz?

SY: Evet. Heykelin Türkiye’deki yerine bakacak olursak son yıllarda giderek artan bir ilgiden söz edebiliriz. Sergiler, sempozyumlar, koleksiyonlar, müzeler ve kamusal mekan uygulamalarıyla heykele verilen değerin arttığını gözlemleyebiliriz. Bunun yanında, taşıma, depolama, ve sergileme süreçlerindeki zorluklar ilginin azalmasına da neden olabilmektedir.

At, bronz, 79x55x11cm. 2006

YU: Tarzından esinlendiğiniz bir heykeltraş ya da sanatçı var mı?

SY: Özellikle tek bir sanatçı veya bir heykeltıraş yok aslında. Ancak etkileşim kaçınılmazdır. Birçok öncü sanatçı, heykeltıraş, uygarlık ve kültüre ait değerleri özümsediğimi düşünüyorum.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi, mermer 220x200x22 cm 2012

YU: Eserlerinizin zihninizin bir yansıması olduğunu söyleyebilir misiniz? Yaptığınız heykeller kendinizi topluma yansıtma şekliniz midir?

SY: İnsan evrende belli bir kütle ve harekete sahiptir. Bu kütle ve hareketiniz zihninizle eşgüdüm içerisindedir. Bazen bir fotoğrafın dondurduğu an, bazen sürüp giden bir zamanı duyumsatır. Duyumsatmak kavramı doğru bir ifade sanırım. Gizemini koruyan, durağanlığın altında enerji ve  duygu yüklü bir anlatım isteği. Malzeme ve tekniğin sınırlarının zorlandığı, ışık geçiren mermer bloklar, yay gibi incelen bir bacak üzerinde koşan bir at, denge ile ilgili heykeller. Bir eser sanatçısından bağımsız düşünülemez. Çünkü bir şiir, resim, veya heykel yazarın veya sanatçısının duygu, düşünce ve birikimini yansıtır. Şair sözcükler, Ressam renkler, Heykeltıraş biçimlerle ifade eder. Çoğunlukla böyle olduğunu düşünüyorum. Ancak her zaman bir yansıtma olarak karşımıza çıkmayabilirde. Biraz da izleyiciyi sürece dahil etme isteği belki. Heykellerim imgelemimde kurguladığım biçimlerin bir yansımasıdır.

Mülteciler, Mermer, 210x210x60 cm 2022

YU: Yapımı esnasında çok büyük bir hata yaptığınız bir eseriniz oldu mu? Olduysa problemi nasıl çözdünüz? Çözebildiniz mi?

SY: Taş ve metali birlikte kullandığım heykellerimde taşın istenmeyen bir yerinden kopması veya kırılması sorunları yaşadım. Oradaki problemi gidermek için o bölümü tekrar kurguladım. Bu tür sorunlar genellikle yontuya dayalı malzemelerde yaşanır. Hatanızı telafi edebilecek malzemelerde keser, kaynaklar, tesviye eder kurtarırsınız. Taş ve ahşap gibi ölçekli ve modele bağlı bir çalışma yaparken böyle bir talihsizlik yeni bir materyalle işe başlamanızı gerektirebilir.

Değerli paylaşımlardan dolayı Selçuk Yılmaz‘a teşekkür ederiz.